25 Nisan 2011 Pazartesi

Tears To Shed


If I touch a burning candle I can feel no pain 
In the ice or in the sun it's all the same 
Yet I feel my heart is aching
Though it doesn't beat it's breaking
And the pain here that I feel
Try and tell me it's not real
I know that I am dead
Yet it seems that I still have some tears to shed

Benim ''Çorak Yer''im

 Düzenlemek epeyce uzun sürdü,canıma okundu desem yalan da olmaz hani ama sonuç olarak gayet  içime sinen bir şey çıktı ortaya ki ben kolay kolay içime sindiremem her şeyi,özellikle de seçim opsiyonu benim elimde olan şeylerde... Neden mi bahsediyorum?¿... Bloğumun yeni adından,şeklinden,görüntüsünden tabi ki. Aslında çok uzun zamandır aklımdaydı bi yenilik yapmak ilki içime sinmemişti,havada kaldı sanki benimseyemedim bir sebepten işte ama şimdi ki yeni ismiyle ve yeni şekliyle çok hoşuma gitti,hem bir renk, bir ağırlık,bir duruş geldi ve burası beni anlatacaksa bunlar benim için önemli şeylerdir öyle alelade bir şey olamaz ya da olamazdı diyelim,oldurduk çünkü  :) Bloğun adını koyalı epey oluyor aslında, 3-4 hafta önce İskenderun'da D&N'da Stephen King kitaplarını karıştırırken ortaokul zamanlarımda okuduğum ''o'' 'yu tekrar elime aldığımdan itibaren. King'in beni en çok etkileyen kitaplarından biriydi. Konusu,korkusu vs. her şey bir yana romandaki sıkı arkadaşlıktan da çok etkilenmiştim,özenmiştim hatta,ölümüne birbirlerinin arkalarını kollayan arkadaşlar. İşte bu arkadaşların oyun vs. vs. amaçlı toplandıkları bir yer vardı ''Çorak Yer'' diye. O zamanlar hayalimde nasıl canlandırırdım hatırlamıyorum ama o kadar etkilenmişim ki işte o gün o kitapçı da ilk açtığım sayfada Çorak Yer başlığını görünce sanki zaman makinasına atlayıp geçmişe gittim,karşımda bir yere korkudan büzülerek oturmuş,endişeli gözlerle kitabın satırlarını takip eden o çocuk belirdi,o heyecanı,o korkuyu ve o hayranlığı benimle paylaştı sanki,o an sadece o Çorak Yer başlığı ile,sadece o iki kelime ile ve o anda kafamda erteleyip durduğum bloğuma isim bulma arayışı sona erdi...
 
 Çorak : Kurak,kısır,verimsiz,düzensiz demek,hepsi olumsuz ibareler yani. Kimse bir şeyler paylaştığı yere verimsiz,kısır vs. demek istemez heralde (benden başka:) ama kelimenin içinde sanki biraz da hüzün var gibi,var yani öyle bir yanı beni kendine çeken ve bence hüznün olduğu yerde acı vardır,acının olduğu yerde yaşanmışlık,yaşanmışlık da tecrübe,tecrübede de bilgi vardır. O zaman da ikinci bir sebep olarak bu isim bloğumun ismi olur mu ?¿ Evet olur. :)

 Şu canıma okundu sitemimin sebebiyse,yine benim hiç bir şeyi beğenememezliğimden... Ama başkalarının paylaşımlarıyla,ip uçlarıyla,araştıra araştıra ve en sonunda deneme yanılma yöntemiyle hallettim bu takıntımı da. Görseller filan basitti ama post alanını şeffaflaştırmak harbiden canıma okudu :) html codu deryalarında battım çıktım,vazgeçtim sonra tekrar karar verdim yapıcam diye ve becerdim Hellyeah! diyerekten. :P

 Şimdi içime sinen,şimdilik az da olsa beni ucundan kıyısından anlatan bir bloğum var umarım harcadığım zamana ve emeğime sahip çıkıp,boş,virane,bakımsız bırakmaz sık sık gelirim buralara... Ama ama ama gelmesem de bak ismine burası çorak yer benim ''Çorak Yer''im... (Evet evet çok güzel isim oldu içime sindi en azından,çok güze... ... ...çok...)

1 Mart 2011 Salı

Pek bi eLASTigiz eFeM...

 Efendim bu aralar biraz elastiki takılıyorum,ordan oraya uzuyorum,o site senin o forum benim dolaşıyorum,nerde akşam orda sabah :P Ne yapalım uzak kaldık net alemine,klübede dinlendik yeterince  sonra ısındık çıktıkısındık,döndük sahalara şimdi de sıcak sıcak basıyoruz topa,her pozisyonun içindeyiz,olmaya çalışıyoruz.Bakalım ne kadar devam edecek bu atıl kurt hallerimiz.Amannn gittiği yere kadar işte,tadını çıkartmak lazım...

 Eh Hali hazırda son olarak yeni Last FM üyeliğimi almış bulunmaktayım,eskisinin nereye kaybolduğunu bulamadım :( orda bir yerdedir,bulunur ama tazeleyelim makyajımızı değil  mi ne olur,ne olur ?¿ :P Arşiv marşiv takılıyoruz şimdilik. Yalnız önemli bir nokta,daha evvel ki Last Fm tecrübemde olaya bu kadar derinlemesine nüfuz etme fırsatı bulamamıştım mağlesef ama sanırım bu elastiki formum burda da bana az da olsa haz kaynağı olacak gibi çünkü (bilien bilir) undergraund Türk rock metal camiasına (geçen zamanlarda her ne kadar fazla ilgilenemesemde) düşkünlüğüm Last Fm'e bazı tanıtılmamış grupların bilgi girdileri olarak geri dönüyor  ki ben de biyografi,diskografi vs. vs. derken kendime daha fazla meşgale alanı buluyorum,kendime müslüman da olmayıp paylaşıyorum herkeslerle,eğlenceli oluyor daha ne isteyeyim ki... :)  800-900 blog daha ayarlayın yazayım dahasını anca çünkü :P Her neyse bin atlıdan mutevellit bir atlı bile olmasam da,savaşıp vuruşup zafer kazanmasam da az da olsa neşelenmemin sebebi bu işte. :) O değil de alt tarafta harbiden sağlam müzisyenler var,derim ben... Şişştt!!! ;)

 Hea unutmadan ilgilenenlerle bahsedilen mecrada arkadaşlıkta kurulur efem... =)
http://www.lastfm.com.tr/user/TheUnnaMeD696

27 Şubat 2011 Pazar

And the Oscar goes to ...




 Nihayet beklenen gece gerçeklerşti ve 83'üncü Akademi Ödülleri sahiplerini buldular.Sahiplerini bulan heykelciklerden bir tanesi vardı ki gerçekten çok sürpriz bir adaya gitti.Yönetmen kolduğunda Hervé Bodilis'in oturduğu ''Scream of Mannequins'' filminin başarılı oyuncusu Pyramid Head umulmadık bir çıkışla en iyi erkek oyuncu dalında ödülü Silent Hill'e götürdü. İsmi açıklandığında film ekibinden arkadaşlarına sarılan Head kafasındaki piramit şekilli metal başlığıyla 3 kişinin ölümüne sebep verdi,ödülünü almak için sahneye giderken elindeki Great Knife ile 28 koğunu ortan ikiye bölen tecrübeli oyuncunun ödülünü alırken çok sakin olduğu gözlendi.Ödülünü tüm Mannequinler adına aldığını belirten Head,dünyan üzerindeki tüm Mannequinlerin haklarını savunmaya devam edeceğini yineledi...

Haber art

Yemen'deki Bilgi...

 Bilen bilir geçenlerde tesadüf eseri de olsa altın değerinde bir bilgiye vakıf olduk. Her şey aslında Ecem ile dalaşımızdan vuku buldu. Buradan tekrar bu sebepten dolayı teşekkürlerimi iletmek istiyorum değerli arkadaşım ECEMŞAH'a ve umarım bu onu tatmin eder... Ecemcim ;)

 Her neyse ciddiyete dönmek gerekirse bu önemli bilginin hayat bulduğu konu hayatımızın oyunu Silent Hill'in hayallerimizi süsleyen bir tanecik ve en güzel hemşiresi Lisa Garland hakkında. Silent Hill'in bizi içine çeken sis perdesi altında gözden kaçmayı başarmış bir sır. Aslında en güvenilir kaynaktan doğruluğa ulaştırılmış gibi duruyor ama ulaştırılmamış... gibi...

 Konami 2003'de Silent Hill 3'ün ardından S.H. 3 Game Guide'ı ve bu kaynağa ek olarak Silent Hill Lost Memories'i yayımladı. Lost Memories'de S.H.,S.H. 2 ve S.H. 3 içerikleri hakkında bir çok bilgi,karakterler ve yaratıklar hakkında açıklamalar,yapımcı yorumları,ilham verici şeyler hakkında bilgiler ve dahası yer aldı.Konami bu kaynakla çoğu şeyin üzerindeki sis perdesini kaldırdı yalnız tek kusuru kaynağı sadece Japonca olarak piyasaya sürmesiydi.Ardından S.H. fanları o kadar kusur kadı kızında da olur dediler ve Lost Memories'i kendi çabalarıyla İngilizceye çevirdiler. (bizler de şükranlarımızı iletiyoruz kendilerine) Ardından kaynaktaki bu önemli bilgiler öğrenildi,sitelerde,forumlarda,bloglarda,S.H. fanları aralarında yazıldı,çizildi,uzun uzadıya tartışıldı ve hala daha da tartışılmakta.Yalnız unutulan şey S.H.'nin sis perdesinin her şeyin üstünü hissettirmeden örtebilecek kadar sinsi olmasıydı...

 Yukarıda bahsettiğim gibi bu kaynak üçüncü oyuna kadar ki tüm karakterlerin bilgileri ve dahası olarak da yapımcıların karakterleri oluşturuken ilham aldıkları bir takım şeyleri için barındırıyordu.Şimdilik diğer karakterlerin yapımcı yorumlarına vs. dikkat etmedim ama Lisa'nınkileri araştırırken de garip bir şey olduğunu okumadım hiç bir yerde... Lisa için Creator's Comment (karakter yaratıcısının açıklaması) başlığı altında bahsedilen şey,adını ve soy adını kimlerden ve niçin aldığıydı.Bilindiği gibi Lisa soy ismini ünlü aktris Judy Garland'dan almıştı,yalnız creator's comment'de dikket çeken nokta Judy Garland'ın isminin yanında ayrıca canlandırdığı rolden bahsedilmesiydi ''... Who plays a character in the Wizard of Oz who has lost her way in a dreamland.'' Yani,Oz Büyücüsü'nde hayaller ülkesinde yolunu kaybeden karakteri oynayan kişi... Lisa için filmdeki Dorothy (J.G.'ın oynadığı karakter) önemliydi ve bunun bariz bir açıklaması Dorothy'nin filmde giydiği kırmızı sihirli ayakkabılarıydı,oyunda Lisa'nın ayakkabıları da aynıydılar fakat zavallı Lisa'nınkiler malesef sihirli değillerdi. Hatta bundan ötürü bazı kaynaklarda onu eli bıçaklı hemşirelerden ayırmak için kendisine ''Red Nurse'' (Kırmızı Hemşire)'de denir.Dorothy ile benzetilmesindeki ikinci nokta ise ikisinin de bilinmeyenler aleminde kayboluşlarıydı.Oyunda Lisa'yı gördüğümüz andan itibaren hep anlam veremediği,hatırlayamadığını bize o kaybolmuşluğu hissettidiği yerler olmuştur.Bu hala daha S.H. fanları arasında tartışılsa da bana göre Wizard of Oz vurgusu ile bu kurgu aslında tamamıyla gerçektir.Ve gelelim asıl önemli konumuz olan Lisa'nın ismi konusuna,yine creator's comment'de der ki, ''The name Lisa comes from an actress who plays a nurse and is a murderer in the movie Saguelia.'' Yani,Lisa ismi Sanguelia filminde hemşireyi ve aynı zamanda katili onyanan bir aktristen gelmektedir.Katil olmasa da hemşireyi oynayan birinden adını alması gayet normaldir ama burada dikkat edilmemiş olan şey adı geçen Saguelia filminin 1979 Lucio Fulci yapımı bir zombi filmi oluşudur.Başrol aktristi de Lisa değil Tisa Farrow'dur.Japonya'da Saguelia ismiyle gösterime girmiş asıl adı ise Zombi 2 olan bu film başka ülkelerde de değişik isimlerle gösterime girmiştir.Bu konuyu araştırıken Lost Memories çevirmenlerinden Ushinawareta Kioku'nun da aynı noktaya takıldığını buldum,notlarında demiş ki, '' Shanguelia,Lisa Garland için yapımcı yorumu bulunan film,çıktığı ülkeye ve çıkış tarihine göre bir kaç farklı isim almış diğer bazı isimleri,Zombi 2, Gli Ultimi Zombi, Island of the Living Dead, Island of the Flesh Eaters, Zombie, Zombie 2: The Dead Are Among Us ve Zombie Flesh Eaters.Garip ama bu filmlerin castlarının hiç birinde Lisa isimli bir oyuncu yer almıyor.'' Görüldüğü gibi hangi milletten oldunduğu önemli değil yeter ki gönüller bir olsun. Yalnız ben bu noktadan sonra durmadım ve kaynakta yanlış olsa da doğru filmin ne olduğunu araştırmaya devam ettim.Elimde çok önemli iki ip ucu vardı ki,şükür onlar da yanlış değillerdi.Baş rol oyuncusunun hemşire ve katil olması detayı. Doğruyu söylemek gerekirse aslında filmi bulmak kolay olmadı,bu kadar çok hemşire fantazisine sahip insan olabileceğini hiç düşünmemiştim.(!) Fakat zor da olsa en sonunda asıl bahsedilen filmin 1997 Robert Malenfant yapımı The Nurse olduğunu buldum. Başrol aktristinin adı  Lisa Zane,konusu ise Lisa'nın oynadığı Laura Harriman karakterinin ailesinin ölümünden sorumlu tuttuğu kişiye hemşiresi olarak yaklaşmak ve ailesinin intikamını almak istemesiydi.Hemşireydi,filmin ilerleyen bölümlerinde katili oynuyordu ve adı da Lisa'ydı...
Silent Hill 1 bilindiği gibi 01.31.1999'da piyasaya çıktı film ve oyun arasında 2 yıl var ki bu da bir karakterin sadece adını ödünç almak için gerçekten uzun bir zaman. :)

 Bu kadar uzun soluklu,kendisine has içeriği olan,oyunlarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala kesinliğe ulaştıramadığımız bir sürü öğesi bulunan böylesine şaheser bir oyunun bu gibi küçük bir ayrıntısında ki küçük bir yanlışlığının benim gözüme batmasından dolayı kendimi şanssız saydım :( ama çözdüğüm için de şanslı :D Söylenecek de fazla bir şey yok... Silent Hill'in sis perdesini birazcık daha da araladık sanırım...Tamamen aralamak ya da hiç dokunmadan içinde kaybolmak dileklerimle...
I promised to her...

Forever Silent Hill ...!!!

_______________________________
Kaynaklar:

Lost Memories:
Japonca (Japonca)
İngilizce (İngilizce)

Filmlerin Afişleri:

Geri Döndümmm...!!!

Hali hazırda kime sesleniyorum bilmiyorum,tek takipçim var o da DİNAcımmm ihi ihi :) yalnız tabi o da dikkat ederse :| Blogu oluşturalı baya bi oldu aslında ama hiç heves etmemiştim ama bu aralar bi gazla geri döndüm umarım o gaz beni uçurmaya yeter yoksa burası yine garip,yitik,virane kalacak... Ben yine de öyle olmamasına dikkat edeceğim...

Geri dönüşte bir hışımla dizanya giriştim ve ve ve o bazen nefret ettiğim özelliğim ( bazen de işe yarar ama) ''bir şey beğenememezliğim'' hemen fırtladı (fırlamadı fırtladı) su üstüne (yüzmeyi de biliyor boğup öldüremiyorum artık karada...) o yüzden kendimi çıldırtmadan ordan burdan bulduklarımla idare edeceğim artık... Eh şimdilik bu kadar işte ne diyelim ...

Baby I am back...!!! :P :)

Not: Blog balıklarımı çok sevdimmmm!!! Yemleyebiliyorum bile... :D :D :D